28 Mayıs, 2008

-Modern Hayat ve Annesizlik Çağı-

İçinde yaşadığımız modern çağ; anne babaların çocuklarına söz geçiremedikleri bir çağdır. Evinde çamaşır katlayan kadın istiyor ki, çocuğu da çamaşır gibi kendisine kolayca katlansın. Ama bu hiç de öyle kolay olmuyor.

Evler hızla kapılardan dışarı aktığı için ailenin eğitici fonksiyonu hükmünü yitirmiş halde. Modern hayat ilk önce evlerin içini boşalttı. Sadece az çocuklu çekirdek aile tipini özendirmekle kalmadı, aynı zamanda aile fertlerinin birbirleri üzerindeki etki ve örnekliğini de yok etti.

Evler dinlenme ve geceleme yerleri olmanın ötesine gitmediğinden ev kültürü diyebileceğimiz ortak bir hafızadan bahsetmek bir hayli güç. Şimdi anne babalar çaresiz kaldıkları çocuklarının okul tarafından adam edilmesi ümidiyle yaşıyorlar.

Deneyim ve tecrübenin hür teşebbüs ve atılımcılıkla yer değiştirmesi sonucu anne ve babaların çocukları gözündeki kültür aktarıcılığı da anlamını kaybetti.

Büyüklere sorup istişare etmek artık bir tür toyluk olarak algılanıyor. Hâlbuki anne ve babalar da bulundukları yere yine bir ebeveynin çocuğu olarak geliyorlar. Başta din eğitimi olmak üzere halk eğitimin bireyler arasında bir türlü aşı tutmamasının sebebi, işte bu ailevi temellerden yoksun oluşundandır.

Aşırı uyarılma ve insanın insana tahammülsüzlüğü gibi sebeplerden dolayı, her geçen yıl boşanma vakaları ikiye katlanırken, aile içi sadakatsizlik vakayı adiyeden sayılır hale gelmiştir.

Yapılan araştırma ve anketler neticesi, lise çağındaki gençlerin yarısı alkol kullanırken, uyuşturucu yaşı 10–11 yaş seviyesine kadar düşmüş durumdadır.

İşin garip tarafı, etkili ve yetkili hiç kimse şöyle bir durup da ‘nereye gidiyoruz?’ diye sorup sorgulamıyor.

Kimi çağdaş kadınlar anneliği kadınlığın karşısında bir erkek dayatması olarak görüp hafife almaktan çekinmiyorlar.

Bu tanımsız kadın anlayışı aynı hızla devam ederse korkarım anneler günü bile ilerde laikliğe aykırı, gerici bir gün olarak anılmaya başlanacaktır. Mesela birisi kalkıp annelerin ayaklarının altının cennetten arındırılması gerektiğini ciddi ciddi söyleyebilecek ve biz bu duruma hiç ama hiç şaşırmayacağız. Çünkü farkında olmadan her bir şeyin anası olan “anne”yi kaybettik.

Toplum annesiz bir çocuk gibi yalnız ve gideceği yeri kestiremeyecek denli yönsüz. Anneler kaybettikleri çocuklarını bulamadıkları için kaybetme korkusuyla dünyaya yeni çocuklar getirmek istemiyorlar.

Bilimden sanata hayatın her kesitinde ucu kaçmış ilmek gibi annesizliğin yokluğunu hissediyoruz bugün. Onun rahle-i tedrisinden mahrum kalıp alamadığımızı hiçbir bilim dalı karşılamaya yetmiyor. Ne öğrendikse o ana membadan yani annemizden öğrendik.

Bediüzzaman’ın dilinden de bu itiraf dökülür: “Seksen yıl, belki seksen hocadan ders aldım. Ama sekiz yaşında annemden aldığım derse hiçbiri uymaz.”

İnsan bilgileri içinde anneye yaslı olarak elde edilen çocukluk bilgilerinin önüne hiçbir bilgi geçemez. Onun için ‘çocukluk büyüklüğün babasıdır” derler.

Kişiyi çocuk yaşta babalığa hazırlayan, onun kişiliğini gergef gergef dokuyan yine annesidir.

Herkesin her şeyi herkesten iyi bildiğini sanıp kendini müstağni gördüğü çağda anneler birer birer kendi semalarına çekiliyor. Onlara senede bir gün uzaktan dokunup gülümsemek için icat ettiğimiz gün şimdi yerini yadırgıyor. Ne hazin, ona vermek için uzattığımız gül bile daha eline değmeden havada soluyor!

Okul dönüşü pencereden yolumuzu gözleyen o kadın annemiz, ama biz o çocuk değiliz.



Hüseyin Akın/Milli Gazete

2 yorum:

Adsız dedi ki...

yazı çok güzel beni çok düşündürdü.Gerçekten iyi bir annemiyim bende çok merak ediyorum.Gelecek yeni nesilleri nasıl hazırlıyoruz emin değilim bu konu hakkındaki destekli yazılara da çok ihtiyacımız var.Yardımın için şimdiden çok teşekkür ederim çünkü bu zamanda çocuk yetiştirmek çok zor endişelerim her geçen gün biraz daha artıyor Alah yardımcımız olsun SEMİHA.

Deli Kız dedi ki...

Semiha'cım, önce amin diyorum. Evet Allah yardımcımız olsun. Anne ve çocuk ilişkilerinde gördüğüm bazı manzalar karşısında gerçekten fazlasıyla üzülüyorum. Ama bir mümin paniğe kapılmaz, çözüm üretmeye çalışır. İnşallah, biz yetişkinler olarak duruşumuzu sağlam tutar ve yapmamız gereken şeylerde, dinin uygun görmediği herhangi bir şey uğruna taviz vermezsek, çocuklarımızda bizi taklit edip Allah'ın izniyle gerçek müminler olacaklardır inşallah. Çocuklarımız için kayğılanırken, kendimizide unutmayalım inşallah.